Sağlık Bakanı Koca: Şehir hastanelerinde kira garantisi dışında bir garanti söz konusu değil

Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu’nda bakanlığının 2024 yılı bütçe görüşmelerinde, “Bütün hastanelerin tıbbi hizmetlerini hiçbir yatırımcıya, yükleniciye işletmesini vermedik sözleşmede olmasına rağmen, yani sözleşmeden çıkardık. Geç açılma durumları göz önünde bulundurularak 25 yıllık sözleşme sürelerini kesmediğimiz bir şehir hastanesi olmadı. Yeni açılan İzmir Şehir Hastanesi; 25 yıldan 10 yıl 3 ay kesildi yani 14 yıl 8 ay ücret ödenecek, 14 yıl 8 ay sonra devletimizin olacak. Yeni dönemde, geçmişe dönük olanlar dahil olmak üzere, hepsi için tavan ücret belirledik. Toplam kullanım bedeli, en üst noktada verilecek rakam bütün şehir hastaneleri için 27,5 milyar eurodur, Kütahya hariç. Şehir hastanelerinde kira garantisi dışında bir garanti söz konusu değil” dedi.

TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu’nda Sağlık Bakanlığı 2024 yılı bütçesi görüşüldü. Sağlık Bakanı Koca, konuşmaların ardından milletvekillerinin soru ve eleştirilerini yanıtladı.

Bakan Koca, sorulara yanıt vermeden önce Gazzeli kanser hastası ve yaralıların tahliyesine ilişkin bir son dakika bilgisi vererek “Gazze’ye gönderdiğimiz yardımları taşıyan gemi bu gece İzmir’den 23:00 gibi hareket edecek, yarın Mısır El-Ariş Limanı’na varacak. Bu süreçte Mısır’a gelen ilk gelen yük gemisi olacak. İçinde 8 sahra hastanesi, 20 ambulans, 500 ton tıbbi malzeme ve ilaç. Mısır Sağlık Bakanı ile 1 saate yakın istişarede bulunduk. En yakın zamanda kanserli çocuk hastaları Türkiye’ye getirmek üzere Mısır’a girişlerinde birlikte karşılamak üzere davet aldım. 3 ülke sağlık bakanı; Mısır, İsrail ve Türkiye olarak aldığımız kararla bir sağlık koordinasyon ekibi kurulmuş oldu, isimler 3 ülke için belirlenmiş oldu. Umarın en kısa sürede güvenle hastaları tedavi etmek için ülkemize getirebiliriz” dedi.

“Bütün hastanelerin tıbbi hizmetlerini hiçbir yatırımcıya, yükleniciye işletmesini vermedik”

Koca, milletvekillerinin şehir hastanelerine ilişkin eleştirilerine şu yanıtı verdi:

“Şehir hastaneleri tartışmasının adını koyalım, bazı siyasetçilere göre şehir hastaneleri ülkeye yük, hastalarımıza göre ise şehirlerde büyük imkan ve kolaylık. Bütün hastanelerin tıbbi hizmetlerini hiçbir yatırımcıya, yükleniciye işletmesini vermedik sözleşmede olmasına rağmen, yani sözleşmeden çıkardık. Geç açılma durumları göz önünde bulundurularak 25 yıllık sözleşme sürelerini kesmediğimiz bir şehir hastanesi olmadı. Yeni açılan İzmir Şehir Hastanesi; 25 yıldan 10 yıl 3 ay kesildi yani 14 yıl 8 ay ücret ödenecek, 14 yıl 8 ay sonra devletimizin olacak. Çam Sakura; 6 yıl 7 ay kesildi, 15 yıl 7 ay sonra Çam Sakura devletimizin olacak. Kocaeli’den kesilen 9 yıl 9 ay oldu, Kocaeli bugünden itibaren 15 yıl 1 ay sonra devletin olacak. Etlik Şehir Hastanesi; 7 yıl 8 ay kesildi kalan süre bugünden itibaren 16 yıl 1 ay. Kesilmeyen hiçbir hastane yok. Özellikle sorumlulukların yerine getirilmediğini göz önüne alarak, kamu menfaati neyi gerektiriyorsa imkanlarımız ölçüsünde gereğini yaptık. Sözleşme gereği elimizdeki en büyük güç açılış takvimi. Açılışla kira başla, istediğimiz noktaya gelmediyse açılışına bu yüzden izin vermeyiz. Şehir hastanelerinin ortalaması şu an 17 yılı geçmiyor, 15-16 yıl sonra bütün şehir hastaneleri devletin. Atatürk Eğitim Araştırma Hastanemiz normalde sözleşmede bizim değildi, 480 ünitli Diş Eğitim Araştırma Hastanesi olarak faaliyete geçecek ve hastane bizim.

“Şehir hastanelerinde kira garantisi dışında bir garanti söz konusu değil”

Şehir hastanelerinde döviz ve enflasyondaki ani değişimlerin oluşturabilecek riskin çok büyük olduğunu biz de biliyoruz. O riski minimalize etmek için bir kanun maddesi geldi, Meclis’ten geçti, tavan ücret uygulamasıydı. Yeni dönemde, geçmişe dönük olanlar dahil olmak üzere, hepsi için tavan ücret belirledik. Toplam kullanım bedeli, en üst noktada verilecek rakam bütün şehir hastaneleri için 27,5 milyar eurodur, Kütahya hariç. Bir metrekareye verilecek rakam 2 bin 421. İçindeki cihaz, alt yapısı dahil olmak üzere şehir hastanesinin birim metrekare maliyeti bugünün parasıyla bin 465 euro. Dolayısıyla ülkeye yük olmaktan çıkmıştır. Toplam bütçe içindeki payı her geçen gün giderek azalacak çünkü tavan uygulaması var ödemelerin önemli kısmı ilk yıllarda yapıldı. Şehir hastaneleri yapılıyor diye hiçbir hastaneyi kapatmama noktasında refleks içindeyim. Dışkapı, Sami Ulus, Onkoloji yıkılıyor yerine daha büyükleri yapılıyor. Hiçbiriyle ilgili başka bir tasarruf söz konusu olamaz. Şehir hastanelerinde kira garantisi dışında bir garanti söz konusu değil, hasta sayısı, hastane doluluk oranı, tomografi, MR, görüntüleme vb asla bir garanti söz konusu değildir.”

Koca, MHRS’de randevu bulma sorununa ilişkin sorulara yönelik de “MHRS ile ilgili geçen yıla göre toplam muayene sayısındaki artış yüzde 20. Toplamda sorun var dediğiniz dönem de yüzde 20 daha fazla hasta bakıldı. Bir MHRS randevusu kadar hastayı randevusuz bakıyoruz, acil hastalar dışında. Ortalama bir günde açtığımız MHRS hasta sayısı 950 bin. 650 bini ancak MHRS ile geliyor 3’te 1’i boş, sorun yan dal branşlarda” diye konuştu.

Hekim göçü konusunda TTB ve Sağlık Bakanlığı verileri örtüşmüyor 

Hekim göçü konusunda ellerindeki verinin TTB verileri ile uyuşmadığını ve bu konuda TTB’den veri paylaşımı talebinde bulunduklarını ifade eden Koca, “2022’de 1359 bizden isteyen ama 450 kişi yurt dışında çalışan gerisi ülkede, emniyet bilgisiyle söylüyorum. 2023’te 1321, 401 kişi yurt dışına çıkmış görünüyor” dedi.

“Gen terapisiyle ilgili çalışmalarımız son aşamaya geldi”

SMA hastalığının tedavisi için çalışmalarını anlatan Koca, “SMA tedavisinde kullanılan iki ilaç tedavi listemizde bulunuyor. Gen terapisiyle ilgili çalışmalarımız son aşamaya geldi ancak bu konuda önemli bir alt yapı ihtiyacı var. Ülkemizde yeter sayıda uygulama merkezimiz yok sayılarını artırmayı amaçlıyoruz. Klinik araştırmayı da uygulama ile başlatmayı hedefliyoruz görüşmelerimiz bu doğrultuda, sonuç alacağımızı umuyorum” ifadelerine yer verdi.

HPV aşısının ücretsiz olma vaadine ilişkin soruyu da yanıtlayan Koca, “HPV aşısı konusunda bilim kurulumuzu çalıştırdık. Burada en önemli konulardan biri üreticisinin sınırlı olması, onaylanmış 2 üretici var. Bu konudaki talebin dile getirilme şekli kamu menfaatini de koruyacak şekilde planlarsak daha anlamlı olur. Bu konuda sizlerden istirhamım lütfen elimizi zayıflatmayın. Aşının yerli olarak üretilmesi için Türkiye Sağlık Enstitüleri Başkanlığımızı görevlendirdik. Biyoteknoloji Enstitümüz çalışmaya başladı, ilk bilgiler yerli aşıyı da bunu da üretebileceğimizi gösteriyor. En uygun koşullarda aşıyı temin edebilmek için çalışıyoruz” bilgilerini verdi.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

xxx