Fahrettin Koca, Üçüncü Doz Aşıyla İlgili Açıklamal…

Koronavirüsle mücadele kapsamında aşılama çalışmaları devam ediyor. Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, aşılama çalışmaları ve yerli aşıyla ilgili önemli açıklamalarda bulundu.

Tüm dünyayı etkisi altına alan koronavirüs salgınıyla mücadele hız kesmeden devam ediyor. Sağlık Bakanı Fahrettin Koca bugün yaptığı açıklamada, üçüncü doz aşı ve yerli aşıyla ilgili önemli bilgiler verdi. İşte detaylar…

Bugün yaptığı gündem değerlendirmesinde yerli aşı hakkında önemli açıklamalarda bulunan Sağlık Bakanı Dr. Fahrettin Koca, şunları söyledi:

YERLİ AŞI EYLÜL-EKİM’DE KULLANIMDA OLACAK 

‘Yerli aşıda Erciyes Üniversitesi’nin inaktif aşısında Faz-2 çalışmaları sırasında gönüllülerin aşılanma aşaması bitti. Faz-2 değerlendirmeleri yapılıyor. Faz-3 aşamasına geçmek üzere. Zannediyorum bir iki hafta içerisinde Faz-3’e geçilmiş olur. Beklendiği gibi olursa, Faz-3 aşamasından sonra üretim ile birlikte eylül-ekim ayında kullanıma geçeceğimizi düşünüyoruz.’

6 AY SONRA HATIRLATMA DOZU 

‘Birden fazla yerli aşının yıl sonuna doğru kullanıma geçeceği bir Türkiye olabileceğini söyleyebilirim. En az 6 ay geçtikten sonra olmak üzere; rapel yani hatırlatma dozları tek doz olarak öneriliyor. Bu durumda rapel dozlarını, hatırlatma dozlarını yerli aşı ile yapabileceğimizi düşünüyorum. Yerli aşının, aynı zamanda rapel aşı ihtiyacımızı da giderebileceğini düşünüyorum. Bunu Bilim Kurulu belirleyecek, kimlere, ne zaman rapel-hatırlatma tek doz aşısı yapılması gerektiğini.’

‘NÜFUSUN 3 KATI İÇİN AŞI SÖZLEŞMEMİZ VAR’ 

‘Şu an nüfusumuzun 3 katı kadar sözleşmeye bağlı aşı var. 100 milyonu Çin, 50 milyonu Sputnik. Sputnik’in tedarik planlı birkaç hafta içerisinde netleşmiş olacak. Ayrıca 90 milyonu da BioNTtech olmak üzere toplam 240 milyon. Yani nüfusumuzun 3 katı kadar doz ile ilgili yapılmış sözleşmelerimiz var.’

OLUMLU GELİŞME BEKLİYORUZ 

‘Bu sözleşmelerde tarih sınırlaması var. Sputnik 6 ay içinde tedarik edilmek üzere 50 milyon doz için sözleşme yapıldı. Daha önce defalarca ifade ettiğim gibi, Sinovac için ilk 50 milyon dozu şubat sonu, ikinci 50 milyon dozu ise nisan sonu teslim edilmek üzere sözleşme yapılmıştı. Yani nisan sonu itibari ile 100 milyon doz Sinovac aşısı sözleşme gereği geliyor olmalıydı, gelmedi. Özellikle Çin, aşıyı öncelikle kendi vatandaşlarına kullanmak istedi. Fabrikalarındaki üretim devam ediyor, şirket ile o anlamda bir sorun yok, sözleşmede de bu anlamda bir sıkıntı yok. Son bir hafta-on gün içerisinde olumlu gelişmelerle önümüzdeki bir iki hafta içerisinde yeniden akışın devam edeceğini bekliyoruz.’

BİONTECH’TE HEDEF 90 MİLYON 

‘BioNTech şu ana kadar 5 milyon geldi. Mayıs ayında 1 milyon daha asgari gelmiş olacak. Haziran ayında 30 milyon ki Uğur Hoca bu konuda son derece gayret gösteriyor, Türkiye’ye daha fazla aşıyı vermek için olağanüstü çaba içinde. Temmuz-ağustos için de bu takvimi netleştirip toplamı 90 milyon olacak şekilde tedarik için çaba harcanıyor. Ama biz, mayıs-haziran ve diğer aylarda daha da arttırabilme çabası içinde olan Uğur Hocaya biraz daha bunu arttırın diye talepte bulunuyoruz.’

TESLİM EDİLDİĞİNDE ÖDENİYOR 

‘Kimisi “Parası ödenmiyor” diyor. Sözleşme gereği bize mal teslim edildiğinde parası da ödeniyor. Bu anlamda hiçbir sorun yok, sözleşme de böyle. Bu konu çok istismar ediliyor, teslim edilip de parası ödenmeyen aşı mı var?’

DUŞTAN BİLE DAHA GÜVENLİ 

‘Aşı karşıtlarının özellikle sosyal medya üzerinden ortaya attığı spekülatif söylemler halk sağlığını tehlikeye atmaya devam ediyor. Yaşanan bilgi kirliliğine karşı Türk Klinik Mikrobiyoloji Ve İnfeksiyon Hastalıkları Derneği Derneği Başkanı Prof. Dr. Alpay Azap, aşı karşıtlarının spekülatif iddialarını çürüten özel bir rapor hazırladı.

Çalışmasında, ABD’de her yıl 350 kişinin duş veya banyo kazası nedeniyle, 200 kişinin nefes borusuna yiyecek kaçırarak, 40 kişinin de yıldırım çarpması ile hayatını kaybettiğini örnek gösteren Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi İnfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Ana Bilim Dalı öğretim üyesi Prof. Dr. Alpay Azap, aşıların ise ancak yüzbinde bir ile milyonda bir olasılıkla yan etki gösterdiğini belirtti. İşte Prof.Dr. Azap’ın aşı karşıtlarının ortaya attığı iddialara verdiği cevaplar şu şekilde:

Aşı olmaktansa hasta olmak daha iyidir, çünkü aşılar hastalığın kendisi kadar koruyucu değildir? 

‘Aşılanmak yerine hastalığın kendisini geçirerek bağışıklık kazanmanın ağır bedelleri olabilir. Kızamığa bağlı ensefalit, körlük ve ölüm, kızamıkçığa bağlı doğum kusurları, bakteriyel menenjit sonrasında zeka geriliği ve sinir hasarı, çocuk felci infeksiyonundan sonra kalıcı felçler, Hepatit B virüsüne bağlı karaciğer kanseri veya ölüm gibi ağır bedeller ödenebilir.’

Bir bebeğe çok sayıda aşı yapmak, çeşitli antijen vermek bağışıklık sisteminin çalışmasını bozarak pek çok hastalığa yol açabilir? 

‘Bebekler doğumdan itibaren her dakika çok sayıda yabancı antijenle karşılaşır. Annesinin vücudundan ve çevreden çok sayıda mikroorganizma bebeğin vücuduna yerleşir. Bebek ek gıda almaya başladığında ise gıdalarla çok sayıda mikroorganizma ve farklı antijenlere maruz kalır.

Anne sütü, içeriğindeki maddelerle bebeği infeksiyonlardan korur. Bebeklere ilk iki yaşta çok sayıda aşı yapmaktansa iki yaşına kadar anne sütü vermek yeterlidir? 

‘Aşılar olmadan tek başına anne sütü, kızamık, kızamıkçık, tetanoz, difteri gibi öldürücü hastalıklardan koruyamaz. Üstelik Aşılanmamış bir çocuk erişkin yaşa kadar bu hastalıklara yakalanmazsa mutlaka erişkin yaşta yakalanacaktır.’

Aşıların içinde koruyucu olarak civa gibi tehlikeli elementler, alüminyum gibi zararlı maddeler bulunur? 

‘Aşılarda bakteriyel kontaminasyonu engellemek için kullanılan timerosal diye bilinen madde organik bir civa bileşiğidir. İnsana zarar vermez. Alüminyum ve skualen gibi maddeler aşıların etkisini artırıcı olarak 1930’lardan beri kullanılmakta. İnsanlar aşılarda karşılaştıkları adjuanlardan çok daha fazlası ile günlük hayat içerisinde karşılaşırlar. Üstelik her aşının içinde adjuan yoktur. Bugüne kadar yapılan bilimsel araştırmalar aşıların içindeki adjuanların insana zarar vermediğini göstermiştir.’

Aşı yaptırıp yaptırmamak kişisel bir karardır. ‘Benim çocuğuma aşı yaptırmamam kimseyi ilgilendirmez.?

‘Aşılanma sadece aşılanan kişiyi değil tüm toplumu koruyan bir yöntem. Aşılanmayan kişi sayısı artarsa, toplum bağışıklığı etkisi azalır ve salgınlar görülür. Son yıllarda ülkemizde çocuklarına aşı yaptırmayan ailelerin sayısı tehlikeli bir şekilde artmaktadır.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir